Lateset News

YEREL AĞIZ ÖZELLİKLERİ

DİL :

 

A-YEREL AĞIZ ÖZELLİKLERİ :

Yerel Ağızda Kullanılan Kelimelerdeki (sözcük) Ses Olayları :

  1. a) Kelime başındaki (k) sert ünsüzünün (g) yumuşak ünsüze dönüşmesi,

Örnek : kapı —— gapı

kal ——- gal

kızıl —— gızıl

 

  1. b) Kelime başındaki (k)sert ünsüzünün (d) yumuşak ünsüze dönüşmesi,

Örnek : taş ——— daş

tutak —– dutak

 

  1. c) Kelime başındaki (p) sert ünsüzünün (b) yumuşak ünsüze dönüşmesi,

Örnek : pahalı —— bahalı

pekmez —- bekmez

 

ç) Kelim başındaki (ç)sert ünsüzünün (c) yumuşak ünsüze dönüşmesi,

Örnek : çeltik ——– celtik

çizme ——– cizme

 

  1. d) Kelime içindeki (k) sert ünsüzünün (h) sert ünsüzüne dönüşmesi,

Örnek : bakır ——— bahır

bakım ——– bahım

  1. e) Kelime sonundaki (k) sert ünsüzünün (h) sert ve (g) yumuşak ünsüzüne dönüşmesi,

Örnek : bozuk ——– bozuh

sökük ——– söküg

85

  1. f) Kelime içindeki ünsüzlerin yer değiştirmesi,

Örnek : İbrahim —— İrbahim

sarımsak —– sarımsak

 

  1. g) Ünsüzle başlayan kelimenin başına ünlü türemesi,

Örnek : rıza ——– ırıza

sıcak——- ısıcak

 

  1. h) Kelimenin ilk hecesindeki (ü) dar – yuvarlak ünlüsünün (ö) geniş – yuvarlak ünlüsüne    dönüşmesi,

Örnek : büyük —— böyük

güzel ——- gözel

 

ı) Kelimenin ikinci hecesindeki (ı, i) dar – düz ünlüsünün (u, ü) dar – yuvarlak ünlüsüne dönüşmesi,

Örnek : kesik ——- kesük

ezik ——– ezük

 

i)Kelime sonundaki (ı, i) dar – düz ünlüsünün (u, ü) dar – yuvarlak ünlüsüne dönüşmesi,

Örnek : yağlı ——– yağlu

çizgi ——– çizgü

 

  1. j) Kelime sonundaki (r) ünsüzü genelde kullanılmaz,

Örnek  :alıyor ——– alıyo

yazıyor—— yazıyo

 

  1. k) Kelime içinde bulunan iki ünlü (sesli harf) arasına (y) ünsüzü kullanılır,

Örnek  :daim ——– dayim

Sait ——— Sayit

 

 

86

YEREL AĞIZDA UNUTULMAKTA OLAN KELİMELER (SÖZCÜKLER) :

 

                        –A-

            aba       :ceket, giysi

ablak    :beyaz yüzlü, gösterişli, parlak

abu      :ana, anne

ağca     :parlak, beyaza yakın

ağdamla :süt, yoğurt, ayran gibi hayvansal gıdalar

ağırşak   :vücudun bir yerinde oluşan sert yumru, yün eğirmede kullanılan iğin ucundaki

yuvarlak ağaç parçası

ağu       :zehir

ağulama(k) :zehirleme, zehirlemek

ağulanma(k) :zehirlenme, zehirlenmek

ağuz     :yavrulayan hayvanların ilk sütünden yapılan bir tür yiyecek

aha (ahacuk) :işte

ahbun  :hayvan gübresi

aktarılma(k) :bayılma, bayılmak

alaf      :hayvanlara verilen ot ve saman türü yiyecek

arastak :tavan

aşgana  :mutfak

atuntu :atıl olan, işe yaramayan

ayakyolu :tuvalet, yüznumara

aykınma :kışın karda kayma

            azık     : çobanın yanına aldığı yiyeceği

 

                        –B-

badal    :merdiven basamağı

            baduç   :fiğ bitkisinin danelerinin toplu bulunduğu başağı

bakraç :bakırdan yapılmış daha çok su taşımada kullanılan bir tür kap, sitil

87

bari      :bir şeyin olmasını ve yapılmasını uygun görme

bayak  :az önce

behni   :hayvanların yem ve saman yediği yer

bıldır    :geçen sene

bibi      :babanın kız kardeşi

biçik    :sığır, sığırı çağırma

bidikım :bir lokma, bir parça

biz       :kısa ağaç saplı ucu sivri metal delgi aleti

böğürme(k) :büyük baş hayvanların çıkardığı garip ses

bucaklık :evlerde mutfak olarak kullanılan odalardaki tas, tabak, kazan gibi mutfak

eşyalarının bulunduğu bölüm

buruşuk :kırışık, kırışıklı

bürük   :kadınların başına bağladığı yazma, örtü. Tarla kenarlarında bulunan toplu ağaçlı yer

 

                        –C-

            cağ       :el yıkama yeri, kirli su dökülen yer

caygun :kararında duramayan

caygunculuk :verilen sözden cayma, verdiğini geri alma,    aldığını geri verme hali

cazu     :ağırbaşlı olmayan, yeğnik (kızlar için söylenir)

cecim   :desenli olarak yünden dokunan bir tür kilim

cemek  :karasabanı ve demirini temizlemede kullanılan özel yapılmış yassı demir alet

cerek    :ince – uzun genç ağaç

cergere :harç, çakıl, kum, tuğla gibi iki kişinin taşıyabileceği ağaçtan taşıma aracı

cılga     :patika yol

cılgısuz :yersiz, zamansız söz söyleyen ve hareketlerde bulunan

cızlavat :ayağa giyilen mesler için özel yapılmış lastik ayakkabı

88

cimdük :çimdik, tırnak ve parmak uçları ile vücudun bir yerini kıstırma

cücük   :kuş ve tavuk yavrusu, civciv

 

                        -Ç-

            çamdu  :ahşap binaların oda bölmelerinin duvarı

çaput   :bez parçası

çayan   :iki ayaklı olarak tahtadan yapılmış çocuk kayak aracı

çeç       :buğdaygillerin samandan ayrıldıktan sonra harmana yığılan dane yığını

çeğil     :küçük, yassı taş parçacıkları

çıhma   :evlerin odalarındaki kenarlara oturmak ve yatak yapmak için ağaçtan yapılı yer

çiğit     :meyve çekirdeği, fasulye tanesi

çilpi     :çok ince odun parçacıkları

çimme(k) :yıkanma, yıkanmak

çirşef   :huysuz, her an kavgaya hazır kimse

çise      :sisli aşırı dumanlı) havalarda yağan çok ince yağmur zerrecikleri

çöpür   :keçi kılı

 

-D-

            dadak   :süt (çocuklar için kullanılır)

dene     :buğday ve buğdaygiller

dibek    :aşlık, bulgur dövmek için özel yapılmış içi çukur taş, soku

diğelme(k) :amaçsız olarak ayakta beklemek

doran   :genç çam ağacı

dönek   : çift sürme zamanı tarla sınırının bitip öküzün döndüğü yer,

dulda   :korunma yeri

dumağı :nezle

89

                        -E-

eci        :abla

ecük     :az miktarda, azıcık

eğek     :karasabanın toprağı işleyen eğik durumdaki bölümü

eğiş      :ateş tutmaya ve üzerinde ateş taşımaya yarayan ucu yassı demir alet

eğleş    :bekle, dur

eğşi      :erik kurusu

ellehem :herhalde, öyle gibi

elleme(k) :dokunma, temas etme

ellik     :orakla (kaluç) ekin biçerken deste toplamak için üç parmağa takılan ve ağaçtan özel      yapılmış alet

emmi   :amca, babanın erkek kardeşi

enek     :camdan yapılmış bilye, misket

entari   :kadınların giydiği uzunca bir tür giysi

essah   :gerçek

evgüs   :tarlada tohum saçmak için ayrılan yer, evlek

 

-F-

            ferik     :tavuk piliç

fetil      :bir tür gözleme

filtike   :çatal iğne

fırakdu :çit

fışkı     :kurumuş koyun gübresi

fol        :tavuğun yumurtlaması için altına konan tek yumurta

folluk   :tavuğun yumurta yapacağı özel yer

 

-G-

galuç    :ekin biçme aleti, orak

gartul   :patates

garusbuma(k) :özleme, özlemek

90

gaşmer (kaşmer) :bol çiçekli ve desenli pamuklu kumaş, kişiler için beceriksiz, rezil, çirkin

gataş    :bulgurun incesinden yapılan bir tür yemek

gavil     :bahis, iddia

geğeç    :samanın içinden ot çekmeye yarayan ucu eğri ve çatallı ağaç

gıdım   :bir lokma

gidişme(k) :kaşınma, kaşınmak

gilik     :küçük ekmek

gödük   :ağaçtan özel yapılmış (buğdaygiller için) bir tür ölçü aleti

göğ       :yeşil

göresime(k) :özleme, özlemek

görp     :yeni, taze, olmamış

görpe   :koyun- keçi yavrusu

göynek            :iç çamaşırı

gözer   :geniş delikli eleme aracı

gubarma(k) :gururlanma, kibirlenme

gübür   :çöp, pislik

günüleme(k) :kıskanma, kıskanmak

 

-H-

hacet    :alet

hamança :deriden özel yapılmış çobanların beline bağladığı ekmek (azık) çantası

hapsut :kağnı abralarının tekerleği

harar    :büyük çuval

hasut   :kıskanç

haşat    :bitkin, yorgun

hazetme(k) :sevme, hoşlanma

hedik   :haşlanmış buğday ve mısır

helle     :özel yapılan iri unların su ile karılmasından yapılan bir tür yemek

91

herk (herklik) :toprağın nadasa bırakılması

 

-I- İ-

ısmarlaşma :vedalaşma, ayrılma

ışmar    :el ve göz işareti

 

işkefe   :yufka ekmeği

itdirseği :gözün kenarında çıkan arpacık

 

-K-

kaluç    :ekin biçme aleti, orak

kayım  :sağlam

kaynata :kayınpeder

kekül   :saçın alına dökülen kısmı, perçem

kelem   :lahana

kem     :ekinden yapılan deste bağı

kemre  :hayvan gübresi

kenef   :tuvalet, ayakyolu

kes       :samanın yenilmeyen sert kısmı

keşik    :nöbet, sıra

kıskulama :korkutma, tehdit etme

kıyılık  :özel günlerde giyilen elbise, özel günler için ayrılan herhangi bir şey

kopça  :ceket, pantolon ve palto düğmesi

kömüş :manda

kurna   :çeşmelerde temiz suyun aktığı boru

kuşak   :kadınların bellerine katlayarak bağladığı acem şalı

kül çöreği :külün içine gömülerek külün sıcaklığında pişirilen çörek

 

-M- N-

mada    :iştah

makat  :yüksekçe yapılmış oturma yeri

92

masus  :yalan, yalandan

 

mengül :hayvanların boğazından bağlanan tasma

meymenet :hayırlı, uğurlu

meymenetsiz :hayırsız, uğursuz

mintan :gömlek

müceret :mutlaka

nal        :koşum ve binek hayvanlarının ayağına çakılan özel yapılmış demir

nantu   :çakı bıçaklarının kesici demir kısmı

 

-O-Ö-

okuntu :düğünler için sabun, yazma ve havlu gibi dağıtılan davetiye

öğendire :öküzleri sürmek için kullanılan ucu çivili ince uzun deynek

öğseğü :yanmakta olan odun parçası

 

-P-R-

pahaç   :içine peynir, çökelek, soğan ve yağ konularak fırında yapılan ekmek

pırtı     :elbiselik

pekleme(k) :temizleme

pelver  :domates salçası

peşkir  :havlu

peyik   :elbise dikimlerinde kullanılan çok küçük kumaş parçası

poğut   :kavrulmuş arpa ununun su ile veya şerbetle karılması sonu yapılan katı yiyecek

pünnek            :tavukların dünedikleri ve uykuya yattıkları yer, kümes

 

 

93

 

-S-Ş-

saku     :ceket

sedef    :gömlek düğmesi

sef       :hata, yanlış

sorutma :ayakta bekleme

soyka  :işe yaramaz olan, uğursuz

sömek  :yünün eğrilmeye hazırlanmış yumak hali

suluk   :evlerde kullanılan banyo yapma yeri

sümsük :aç gözlü, doyumsuz

şılon    :tarlada biçilmiş (yolunmuş) fiğ destesi yığını

şip       :çabuk, çok hareketli

 

-T-

tam      :ahır

tığ        :sapın saman olduktan sonraki harmanda yığıntı hali

tirki     :yağın yayıktan çıkarılınca sonra ayrandan     temizlemek için su ile yıkanılan ağaç kap

tirşe     :fındık çubuğunun dış kabuk kısmı

tor        :ince ipten dokulu ve uçları püsküllü bele bağlanan bağ, bir çeşit kemer

tum      :tarlaların alt ve üst kenarlarındaki yükselti

tumban :kadınların alta giydiği bir tür giyecek, fistan

 

-U-Ü-

uruba   :elbise

üşdek   :çok az

 

-V-

veran   :virane

vezek   :fistan, pijama gibi giyeceklerin uhcurunun takılması için yapılan içi boş kıvrımlı bölüm

 

94

 

-Y-

yağannı :sırt

yaşmak :baş örtüsü, kadınların başlarına bağladığı yazma ile ağızlarını kapatması

yuma   :yıkama

yunma(k) :yıkanma, yıkanmak

yüklük : döşek ve yorganların yığıldığı, saklandığı dolap

 

-Z-

zahra   :buğday, buğdaygiller

zefil     :bakımsız kalma

zeftir    :öküzlerin kağnıya koşumunda zelveleri bağlayan deriden yapılmış bağ

zelve    :öküzü boyunduruğa bağlayan ince eğri ağaç